“ BAĞIMSIZLIĞI KORUMAK EN AZ ONU ELDE ETMEK KADAR ZORDUR”
Vatan gelecek neslin emanetidir…
Bizim oraların bir tabiri vardır, derler ki “Yâri güzel olanın gözüne uyku girmezmiş.” Bizim yârimiz de sevdalımız da vatandır, vatanımıza göz diken namusumuza yârimize sevdamıza göz dikmiş demektir. İşte o zaman gözümüz hiçbir şey görmez, Önümüze çıkan engellere karşı mücadele ederiz Arkamızda gözü yaşlı çocuklarımızı, anamızı, yârimizi koyarız da vatanımızı başkasına yar etmeyiz.
Yâri güzel olan, işte biz yâri güzel olan bir milletiz Onun içindir ki bugün hala asker bir millet olma özelliği göstermekte vatanı için kahramanca şehit düşen yiğitlerin anaları, babaları vatan sevgisini “VATAN SAĞOLSUN“ diyerek evlat sevgisinden önde tutmaktadır. Millet olarak her zaman özgür yaşamış ve hiçbir zaman esareti kabul etmemişizdir. Bunun içindir ki bağımsız devletler kurmuş ve bağımsızlığımızı elimizden almaya çalışanlara karşı her zaman mücadele etmişizdir, ne zaman ki devlet yıkılmış içimizden her zaman için devlet kuracak lider çıkarmışızdır. Milli mücadele sonucu Türkiye Cumhuriyetinin kurulması bunun en güzel örneklerindendir.
Bağımsızlığını eline aldıktan sonra durmamış devletine karşı gelecek bütün müdahalelerden kendini korumak için askeri ve siyasi stratejiler üretmiştir. “Devleti ebed müddet” diyerek içindeki ve Dışı’ndaki düşmanlarına karşı mücadele etmiştir. Çünkü bir devleti kurmak kadar onun devamını sağlamakta esastır. İşte bu hassasiyetten dolayıdır ki bugün devletler bütçelerinin büyük bir kısmını savunma harcamalarına ayırmakta ve askeri donanımlarını arttırmaktadırlar bununla birlikte halk arasında devlete bağlılığı arttırıcı politika izlenir. Günümüzde dış müdahaleler sadece askeri değildir. Bunun yanında ekonomik bir mücadele vardır işte bu para savaşı devletlerin dikkat etmesi gereken bir noktadır. Bir ülkenin madenlerini, limanlarını, fabrikalarını, ulaşım ve iletişim ağını yabancı bir devlet işletiyorsa. O devlet zaten bağımsızlığını kaybetmiş, sadece kâğıt üzerinde var olan bir devlettir. Bu durumda senin hiçbir söz hakkın kalmamıştır, ayrıca seni kültürel bir baskı altına alan dış güçler televizyon, gazete gibi medya gücünü de eline geçirerek senin devletine karşı seni kışkırtır hatta seni devlet düşmanı bile yapabilir. Bununla beraber yıkılan aile müessesesinin yerini gayri meşru evliliklerden doğan çocukların almasıyla rezil ve şer bir neslin yetişmesini sağlar. Ayrıca hala tutuculuğunu koruyan aileleri doğum kontrol altına alarak nesli kurutmaya çalışır. Bakıldığında bu dış güçlerin kendi ülkelerinde sezer yan yahut doğum engelleyici haplar kullanımı yasaktır çünkü genç nüfus her zaman caydırıcı bir güçtür özelliklede bu gençlik Türk genci ise korkutucu bir güçtür. Bu bağımsızlık düşmanları tek çalışmazlar mutlaka ve mutlaka içerden yardım aldıkları bir merci vardır. Kullandıkları medya gücüyle bunları halka kahraman gibi gösterirler. Bu dış güçler dini sağlam cemaatleri hiç sevmezler onları karalama propagandası güderek sempati duyulması engellenir ilerlemek için onları bir engel olarak görürler hâlbuki ulu önder Mustafa Kemal Atatürk:” BENİM DİNİM TERAKKİYE MANİ DEĞİLDİR.” demiştir
Sonuç olarak işte bunların hepsi birer devleti yıkma politikasıdır, bağımsızlığımızı korumak için bunların oyunlarına gelmemek için ve devletimizi kıyamet sabahına kadar sürdürebilmek için tarih ve İslam şuuru almış bir nesil yetiştirmemiz gerektiğini unutmamalıyız. Ve yine sözleriyle karanlık yolarda önümüze ışık tutan atalarımızın sözüne kulak vererek TÜRKE TÜRKTEN BAŞKA DOST YOKTUR diyerek. El ele vererek bağımsızlığımızı korumalıyız. Ve gelecek neslin emanetine sahip çıkmalıyız.
Serhat
mit_tim_58@hotmail.com
Yorum göndermek için Giriş yapmalısınız.