BilindiÄŸi gibi İsviçre’de gerçekleÅŸtirilen CERN Deneyi için Türk Bilim adamlarından oluÅŸan bir ekip kurulmuÅŸ ve bu ekip oradaki çalışmalarda yer almıştı.Basında isimleri çıkan bu bilim adamlarımızdan Prof.Dr.Engin Arık Isparta yakınlarında 30.Kasım 2007 tarihinde düşen yolcu uçağında hayatını kaybetmiÅŸti.
BoÄŸaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Engin Arık’ın ve ekibi İsviçre’nin Fransa sınırı yakınlarında kurulu, “European Organization for Nuclear Research” (CERN)deki Atlas Deneyi’nde çalışıyorlardı.
CERN ekibinin öldürülme sebeplerini biliyoruz…
Türkiye’de Tohumculuk Bankası için de bir ekip kuruldu. Ancak bu ekip, CERN Deneyi’ndeki gibi isimleri deÅŸifre edilmedi. Kurulan bu ekipte yer alanların isimleri hiçbir ÅŸekilde basında yer almadı. Tohumculuk ve gıda güvenliÄŸi alanında faaliyette bulunan bu ekip, Türkiye’deki orijinal tohumları topluyor, çoÄŸaltıyor ve bilinmeyen yerlerde depoluyor. Türkiye için hayati öneme sahip tohumlar, gıda güvenliÄŸimiz için güvenli yerlerde depolanmış durumdadır. Kurulan bu ekip, çalışmalarını çok gizili bir ÅŸekilde sürdürmektedir. Bu konuda çalışmaların olduÄŸunu ’sezenler’ ekibe ulaÅŸamadıkları için ilginç yöntemlerle bu ekibe ulaÅŸmaya çalışmaktadırlar…Ne kadar uÄŸraşırlarsa uÄŸraÅŸsınlar çabaları beyhudedir.
Son zamanlarda bazı kiÅŸilerin bitkilerle ilgili –asıl branÅŸları olmamasına raÄŸmen- televizyonlarda ve basında oldukça sık yer aldığını ve hatta kitaplarının çok sattığını görmekteyiz. Yazılı ve görsel basında öne çıkan bu kiÅŸiler, bir nevi çığırtkanlık (1) yapmaktadırlar. Yapılan bu çığırtkanlık elbette boÅŸa gidecektir. Ancak o çığırtkanlara da buradan sesleniyoruz: “Tuzak kurmayın, hile yapmayın. Bu ekibi deÅŸifre edemezsiniz.”
Bizim burada kurulan bu ekipten söz etmemizin sebebine gelince; milletimizin içi rahat olsun. Zannedilmesin ki Devletimiz hiçbir çalışma yapmıyor, gıda savaşlarına hazırlıklı değil, tohumculuk konusunda bir hazırlığı yok. Sanılmasın ki tohumculuk konusunda piyasayı başıboş bıraktı? Türkiye için çok önemli bir konuda duyarsız davranılıyor sanılmasın diye bu küçük açıklamaları yapıyoruz. Davulla zurnayla yapılmaz bazı işler. Hayran olduğunuz ülkelerin çalışmalarına karşı, en âlâ çalışmalar bizde de yapılıyor. İçiniz rahat olsun. Bu ekip dışında da, tohumla ilgili çalışmaların yapıldığını basından öğrendik. Hatta bu konuyu yazılı ve görsel basın her ne kadar gündeme getirmese de Netpano bu haberi manşetine taşımıştı. (2)
Ülkemizin geleceÄŸini yakından ilgilendiren gıda güvenliÄŸi konusunda bu önemli çalışmayı yapanlar, Anadolu’nun bir köşesinde bir bahçıvan da olabilir, ÅŸehrin göbeÄŸinde baÅŸka bir meslek erbabı da…
TohumculuÄŸumuzu yok etmek isteyenlerin önemli adımlar attıklarını, belli aÅŸamaya kadar planlarını uyguladıklarını söyleyebiliriz. Ancak İsrail’in ve ÅŸeytanilerin bir planları varsa bizimde onlara karşı planlarımız var.
Gıdaların genleriyle oynayarak öyle tohumlar yapıyorlar ki, böcekler sadece o tohumları yemiyor, onların ürettikleri tohumlar dışındakileri yiyor. Kendi tohumları dışındaki hububatı yok eden virüsler geliştirdiklerini biliyoruz…
Varsın onlar baÅŸardıklarını sansınlar. Anadolu’nun tokatı onların yüzlerine her zaman inecek kuvvete ve etkiye sahiptir. O tokat bir kez inince de artık bir daha ortalığa çıkamazlar. Türk Devleti büyük bir devlettir, bu millet büyük bir millettir.
Anadolu köylüsüne, çiftçilerimize de buradan bir uyarı yapmak lazım: Tanımadığınız insanlar, özelliklede yabancılar, köyünüzde kasabanızda sizlerin önem vermediğiniz bitkileri topluyorlarsa bunları hemen güvenlik güçlerine ihbar edin. Güvenlik güçlerine bu şahısların çalışmalar yaptıklarını acilen bildirin. Çünkü bunlar tohumlarımızı, bitkilerimizi toplayarak bir nevi karşı silah yapıyorlar…
Türkiye’de bazı sivil toplum kuruluÅŸları tohum savaÅŸlarına karşı kendileri de bazı yöntemler geliÅŸtirmiÅŸlerdir. İşte bunlardan biri olan Pembe Domates Ağı (PDA) hakkında bir yazarımız ÅŸunları söylemektedir:(3)
“PDA’nın pembe domatese sahip çıkması, Anadolu’da yetiÅŸen 3 binden fazla endemik/kendine has tarımsal bitki türünün korunması açısından da çok önemli. Çünkü binlerce yıldır bu topraklarda yetiÅŸen ve henüz lezzeti bozulmamış türler, 2011′de yürürlüğe girecek ‘Tohumculuk Yasası’ ile yok olma tehdidi altına girecek.
Bu tehlikeyi gören Ziraat Odaları, Anadolu çiftçisine kurulan tuzak konusunda sivil toplumu harekete geçirmeye çalışıyor.
Pembe domatesin yok olmasına karşı örgütlenen PDA, ‘Tohumculuk Yasası’na karşı da etkin bir kampanya yürütüyor.
2006 yılında çıkan 5553(4) sayılı yasa, 2011′den itibaren ancak ‘kayıt altına alınmış tohumların’ ekimine olanak tanıyacak. Tohumuna patent alamayan çiftçiler ise, tekel durumundaki uluslararası ÅŸirketlerin insafına terk edilecek. Dünya tohumculuÄŸu 6 büyük tekelin elinde bulunuyor, Türkiye’de tohum ıslahı yapan ÅŸirketlerin yüzde 90′ını ise bu tekeller oluÅŸturuyor.
2011′den itibaren kayıt altına alınmamış tohumlukları satan köylüler, ağır para cezasına çarptırılacak ve el konulan ürünler imha edilecek. Böylece Anadolu’nun zengin türleri doÄŸallığını yitirecek.
Gözlem Gazetesi’nin Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Åžube BaÅŸkanı ve Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Kamil Okyay Sındır’la görüşerek yayımladığı haber, Türkiye’nin 2007′de üye olduÄŸu Uluslararası Yeni ÇeÅŸitleri Koruma BirliÄŸi’nin (UPOV) dayatmasıyla buÄŸday baÅŸta olmak üzere biyoçeÅŸitliliÄŸin yok olma tehlikesine dikkat çekiyor.
Oysa Anadolu’da yetiÅŸen 11 bin farklı bitki türü, Avrupa’nın toplamı kadar.
Ziraatçiler,UPOV üyeliÄŸi ile Türkiye’nin genetik çeÅŸitliliÄŸinin yaÄŸmalanacağını, tarım ilacı ve gübre kullanımının yaygınlaÅŸmasıyla toprakların, ürünlerin, suların kirleneceÄŸini, saÄŸlıksız kuÅŸaklar yetiÅŸeceÄŸini savunuyorlar.
Tohumculuk Yasası’na ‘dur’ denilmeli.
‘Biyogüvenlik Yasası’da süratle Meclis’ten geçmeli.
YaÅŸasın PDA hareketi, pembe domateslerin özgürlüğü.”
Bütün bunlara hak vermemek elde deÄŸil. Tohumculuk Kanunu’nun sakıncaları ile ilgili geniÅŸ tartışmalar yapılmış (5) hatta Kanun’un Meclis Genel Kurulu’nda kabulü sırasında da bu tartışmalar devam etmiÅŸti.(6)
Tohum savaşları devam ediyor…
Dipnotlar:
(1)   Çığırtkan denen kuşlar, uzaktan yaklaşan sürüyü işitince öterek hemcinslerine cevap vermeye başlarlar. Bunu duyan sürü de güvenli bir yer olduğunu zannederek dikseye inerek, tuzağa yakalanmış olurlar. Başka bir ifadeyle çığırtkan; bir kafes içinde av yerine bırakılan ve kuşları yakalamada çığırtkan olarak kullanılan kuş.
(2)   http://www.netpano.com/haber/3303/Kendi/Tohumumuzu/Kendimiz/Üreteceğiz
(3) http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=1082067&AuthorID=68&Date=12.04.2009
(4)Â Â Â http://rega.basbakanlik.gov.tr/eskiler/2006/11/20061108-1.htm
(5)Â Â Â http://www.tarimsal.com/tohumculukyasasitartismalari.htm
(6)Â Â Â http://www.agaclar.net/forum/showthread.php?t=1955&page=2
iyibilgi.com
Yorum göndermek için Giriş yapmalısınız.