Saturday, September 4, 2010 0:20

Atatürk’cülük - Kemalizm ve Kemalistler Üzerine

Posted by admin on Pazar, Nisan 19, 2009, 19:31
Bu Yazı Siyasi Kategorisinde ve 1 Yorum var.

Prof. Dr. Cemil Koçak’tan ezber bozacak açıklamalar. Koçak, Kemalistler’in iÅŸlerine gelmediÄŸi noktalarda Atatürk’ün sözlerini nasıl sansürlediklarini açıkladı…

Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Cemil Koçak, ‘ezber bozan’ bir tarihçi. Erken cumhuriyet dönemi siyasi tarihi, önde gelen uzmanlık alanı.

Koçak, geçtiÄŸimiz günlerde İletiÅŸim Yayınları’ndan çıkan “GeçmiÅŸiniz İtinayla Temizlenir” kitabında resmî tarih içerisinde karanlıkta bırakılan, unutturulmaya çalışılan bir çok konuya ışık tutuyor. Cemil Koçak’la resmî tarih, Atatürk ve Atatürkçülük üzerine konuÅŸtuk.

“GeçmiÅŸiniz İtinayla Temizlenir” derken neyi kastediyorsunuz?

Bu kitap benim daha önce değişik dergilerde yayınlanmış olan makalelerimin bir derlemesi. Kitaptaki makalelerin çoğu mevcut paradigmaları sorgulayan yazılardan oluşuyor. Yazıların ortak paydası bizim geçmişimize ilişkin bilgilerimizi test etmekti. Dolayısıyla her yazı daha önce söylenmiş, yazılmış, inanılmış olan geçmişe ait bilgileri basit bir şekilde test ediyor ve genellikle de bilinenin doğru olmadığını söylüyor.

Doğru olmayan resmî tarih mi?

İster resmî tarih deyin isterse resmî ideolojinin kamuoyu üzerinde etkin bilgisi deyin. Ortalama bir tarih bilgisinin yetersiz olduğunu söylüyorum. Yetersiz olduğu için eksik olduğunu, eksik olduğu için de yanlış olduğunu söylüyorum. Kitaba neden böyle bir başlık koyduğuma gelince; çok basit. Resmî ideoloji geçmişe ait bilgiyi ya hiç söylemiyor ya da çarpıtarak söylüyor. Karanlık noktalardan bahsetmemeyi tercih ediyor. Bazı noktaları bilmiyoruz. Bu karanlık noktalar da geçmişimizle övüneceğimiz noktalar değil. Onlardan hiç söz etmiyor. Uzun yıllar boyunca hiç yazılıp çizilmezse ortalama tarih bilgisine sahip insanlar haberdar olmazsa bu konular bilinmiyor.

Bu karanlık noktaya örnek verebilir misiniz?

1915 tipik karanlık noktalardan biridir. Kamuoyunun çok uzun yıllar boyunca 1915 hakkında hiçbir fikri yoktu. Åžimdi ÅŸimdi konuÅŸuluyor. Atatürk’ün herhangi bir konudaki fikri nedir meselesinde de aynı ÅŸey geçerli. Atatürk’ün belirli bir zamanda söylemiÅŸ olduÄŸu söz eÄŸer bizim tezimizi destekliyorsa onu alıyoruz, diÄŸerini dışarıda bırakıyoruz. Oysa Atatürk’ün deÄŸiÅŸik zamanlarda dile getirilmiÅŸ birbiriyle zıt görüşleri de var. Benim çarpıtma dediÄŸim iÅŸlem bununla ilgili. İşimize geleni söylüyoruz, diÄŸerini dışarıda tutuyoruz. Bir diÄŸer nokta da iÅŸimize gelen noktada yeterince argüman bulamazsak uyduruyoruz. Herkes olmamış olanı olmuÅŸ gibi gösterince olmamış olanı olmuÅŸ gibi kabul ediyoruz.

Atatürk’e ait söz mü uyduruluyor?

Evet. Son zamanlarda Atatürk’e mal edilen bir söz var: “Mevzubahis olan vatansa gerisi teferruattır”. Atatürk’ün böyle bir laf ettiÄŸine dair hiçbir yerde kayıt yok. Ama hoÅŸumuza gitmiÅŸ kullanıyoruz. Oysa birisi bunu uydurmuÅŸ. Uydurmaya bir örnek de “Anadolu Ajansı Türkiye’nin sesini dünyaya duyuracaktır” sözüdür. Bu sözün Mustafa Kemal Atatürk’e ait olmadığı ve dönemin genel müdürünce uydurulduÄŸu ortaya çıkmıştı.

Peki resmî tarih nasıl ortaya çıktı?

Resmî tarih dediÄŸimiz ÅŸey iktidarın konjonktürel olarak ortaya koyduÄŸu geçmiÅŸe iliÅŸkin toplumun kabul etmesini istediÄŸi bilgiler toplamıdır. Bunun en bariz örneÄŸini ders kitaplarında görürüz. Her iktidar deÄŸiÅŸikliÄŸinde genellikle ders kitapları da deÄŸiÅŸir. Ders kitaplarının içeriÄŸi amacı o kadar ideolojiktir ki bütün geçmiÅŸi var olan nokta açısından yeniden görürüz. Demokrat Parti iktidara geldikten sonra yeni rejimin kendini meÅŸrulaÅŸtırmak için okuttuÄŸu kitap farklıdır. 27 Mayıs’ın ardından okullarda okutulan kitap farklıdır. Bu hep böyle gider.

Ders kitaplarında okuduÄŸumuz Milli Müca-dele’nin tarihini kim yazdı?

Atatürk 1927′de kendi nutkunu okuyana kadar Milli Mücadele’nin bir tarihi yoktu. Bu, zaman içinde oluÅŸtu. Atatürk’ün gözünden ve bakışından Milli Mücadele tarihi Nutuk’ta kristalize olduktan sonra Milli Mücadele tarihinin resmî anlatımı söz konusudur. O zamana kadar Milli Mücadele’nin farklı anlatım tarzları vardı. Onlar silindiler, yok oldular. Nutuk bu tarihten sonra Milli Mücadele’nin anlatımını belirledi. Nutuk, Milli Mücadele’nin bütün damarlarını, o dönemde olmuÅŸ olan her ÅŸeyi bize anlatmaz.

Resmî tarih, gayri resmi tarihi de üretti…

Buna karşı psikolojik bir tepki oluyor. Fakat psikolojik tepkiyle tarihçiliği karıştırmamak lazım. Resmî tarihte bilginin kendisinde problem var. Bilgi temiz değil, kirletilmiş. Öncelikle bilgiyi sahih hale getirmek lazım.

Kirli bilgi derken…

Bilginin bir kısmını alıp diÄŸer kısmını bırakmak, hiç almamak ya da aleyhimize çalışabilecek bir bilgiyi hiç kimsenin görmemesini saÄŸlamak…

Bunlar yapıldı mı?

Atatürk’ün 1923′te Kürtlere özerklik verilmesi ile ilgili söylediÄŸi sözler sansür edilmiÅŸ, Atatürk’ün sözleri arasından çıkarılmıştır. Atatürk’ün böyle bir ÅŸeyi söylemiÅŸ olması sizin tezinizin aleyhinde kullanılır diye çıkarıp atıyorsunuz. Ancak o dönemin gazetelerinde bu görüşleri aynen duruyor.

Doğru bilgiye ulaşmanın yolu yok mu?

Bunun kolay bir yolu yok. Gerçekten vicdani bir kanaate ulaşmak istiyorsanız bir tarihçinin yapacağı kadar araştırma yapmanız gerekir. Karşıt kitaplar okuyarak bu tezlerin ne ölçüde güvenilir olduğunu yakalamak ortalama bir okuyucu açısından çok zordur. Adamlar belge koyuyor. Belgeye atıfta da bulunuyor. Ortalama bir tarih meraklısının o belgeyi okuması mümkün değil. O belgelere bakıyorsunuz söylenenle belgeler birbirini tutmuyor. Resmen sahtecilik yapılıyor. Ya da belgede yazılanın bir kısmını almış. Bir kısmını hiç almamış.

Nutuk okuyarak tarih öğrenebilir miyiz?

Nutuk 1927 yılının çok özel koÅŸullarında yazılmış. Milli Mücadele’nin başından 1927′ye kadar olan tarihsel dönemi ele alır, deÄŸerlendirir ve hesaplaşır. 1927′de iktidarda kalabilmiÅŸ olan grup Nutuk’ta alkışlanır, iktidardan tasfiye edilmiÅŸ olan grupla da ÅŸiddetli bir biçimde siyasi ve ideolojik hesaplaÅŸmanın içine girilir. Nutuk esas itibarıyla Atatürk’ün bir hesaplaÅŸmasıdır.

Kimlerle hesaplaşması?

İktidardan tasfiye edilmiÅŸ olan iktidar grubunun başından Milli Mücadele’ye katkısının olmadığını, hatta negatif etkisi olduÄŸunu anlatmak üzere yazılmıştır Nutuk. Ana felsefesinden biri budur. Nutuk’la ilgili gözden kaçan bir nokta var. Nutuk CHP’nin kongresinde okunmuÅŸ olan siyasi bir metindir. Tarih kitabı olarak piyasa çıkmamıştır. Nutuk parti kongresinin kararıyla onaylanmıştır. Yani bu CHP’nin kendi tarihini nasıl gördüğünün ve deÄŸerlendirdiÄŸinin onaylı bir nüshasıdır. EÄŸer Nutuk’ta yazılan söylenen her ÅŸey doÄŸru kabul edilirse 1927′den sonra yaÅŸananları açıklamak imkansızdır. Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Nutuk, okunduktan birkaç sene sonra Atatürk’le barışarak CHP milletvekili oldular. EÄŸer bu arkadaÅŸlar Atatürk’ün söylediÄŸi gibi Cumhuriyet karşıtı hilafetçi, saltanatçı, gerici falansalar nasıl oluyor da bu paÅŸaları yeniden içinize alabiliyorsunuz? Bunun izahı yok. Atatürk’ün ölümünden sonra Ali Fuat Cebesoy meclis baÅŸkanı oldu. Kazım Karabekir ömründe Atatürk’le konuÅŸmadı. Fakat İnönü’nün cumhurbaÅŸkanlığında milletvekili oldu ve meclis baÅŸkanlığı yaptı. CHP, Nutuk’ta yazılanlara raÄŸmen Karabekir’i kucakladı. Rauf Orbay da İnönü zamanında milletvekili oldu. Halide Edip Adıvar ve kocası da İnönü zamanında önemli mevkilerde bulundular.

Kemalizm tutarlı bir ideloji değil

Atatürk bir dönem birlikte olduğu yol arkadaşlarını niye çevresinden uzaklaştırmıştı?

İktidar mücadelesi bir gerçek. İkinci gerçek Atatürk’ün modernleÅŸme ütopyası ve yürünmesi gereken yolla bu isimlerin modernleÅŸme ütopyasının yolları tamamen farklıydı. Bu paÅŸalar için hakimiyet-i milliye kavramı cumhuriyetten de önde geliyordu. ModernleÅŸmeyi zamana yayma taraftarıydılar. Atatürk için ise yukarıdan aÅŸağıya zoraki bir modernleÅŸmenin dışında gidilebilecek bir yol yoktu. Ana fark budur. Atatürk’ün tek adam yönetim eÄŸilimine karşı diÄŸerlerinin endiÅŸe duyması da bir diÄŸer faktör. Atatürk’ün İstiklal Savaşı’na ilk katılan grubu uzaklaÅŸtırıp sonradan katılanlarla yakınlık kurması da sorun çıkardı. İlk katılanlar kendilerine haksızlık yapıldığını ve haklarının yendiÄŸini düşündü.

Bugün çok farklı Atatürkçülük algıları var…

Siyasette meÅŸruluk çizgisi olarak sadece Atatürk’ü ve Atatürkçülüğü bırakırsanız ve bunun dışında herhangi bir tanımlamanın meÅŸru olmadığını baÅŸtan deklare ederseniz bu tablo ortaya çıkar. Her türlü siyasi akım buradan hareketle kendisine bir Atatürk ve Atatürkçülük yaratır.

Neden böyle oluyor?

Atatürkçülük içi doldurulmuÅŸ, tutarlı olan bir ÅŸey deÄŸil. Birisi çıkar Atatürk’ün dinle ilgili sözlerini toplar, bunlar birbirinden çok farklıdır. DeÄŸiÅŸik zamanlarda deÄŸiÅŸik amaçlarla söylenmiÅŸtir. 20′lerde söylenenlerle 30′larda söylenenler birbirini hiç tutmaz. Hangisi doÄŸrudur derseniz ikisi de doÄŸrudur. Belirli politik amaçlarla söylenmiÅŸtir. Artık sizin iÅŸinize hangisi yarayacaksa siz oradan bir Atatürkçülük yaratırsınız. Meclisi Atatürk besmeleyle cuma günü açtı, niye ÅŸimdi açmıyorsunuz diyebilirsiniz.

Atatürk zamana ve zemine göre konuşurdu

Atatürk zamamında Atatürkçülük var mıydı?

Atatürk’ün hayatta olduÄŸu dönemdie 1930′larda Kemalizm diye formülize edilmiÅŸ olan altı oktan ibaret bir ÅŸey var. DiÄŸer ideolojilerle karşılaÅŸtırıldığında iÅŸlenmiÅŸ deÄŸil. Marksizm, her tarafı sıkı bir ÅŸekilde iÅŸlenmiÅŸ. Yorumlanması, farklı noktaya çekilmesi mümkün deÄŸildir. Kemalizm için bunu söylemek mümkün deÄŸil. Son derece ham, birbirleriyle tutarsız görüşleri buluÅŸturabilen eklektik bir ideoloji.

Peki Atatürk bunların hangisiydi? Darbeciler de Atatürk adına hareket ettiklerini savunuyor?

Atatürk ve Kemalizm denen ÅŸey içinde birbiriyle tutarsız birçok öğeyi birbiriyle baÄŸdaÅŸtırıyor. Ben bunu bir ideoloji olarak görmüyorum. Atatürk bir siyasetçiydi. Onu zamana ve zemine göre farklı ÅŸeyler söyleyebilen bir politikacı olarak görüyorum. Meseleyi politika ve politikacı açısından görürseniz o zaman bütün bunlar bir anlam taşır. Her sözün nerede ve kime karşı söylenmiÅŸ olduÄŸunu analiz etmeye baÅŸlarsınız. O söz oraya aittir. Atatürk’ün gerçek fikri olmayabilir.

Murat TOKAY‘ın röportajı

Haber7

PaylaÅŸ/Kaydet

İsterseniz yorum yapabilir, veya Diğer yazılara Bakabilirsiniz.

1 Yorum “Atatürk’cülük - Kemalizm ve Kemalistler Üzerine”

  1. 2009.04.19 19:52

    bu makale hoÅŸuma gitti.
    Prof. Dr. Cemil Koçak çok gözel söylemiş aslında..
    te
    Bende oldum olası Atatürk’ü varılabilecek en son nokta gibi gösterenlere kızmışımdır. Atatürk siyasi bir dehadır. Bizim için önemi çok büyüktür fakat biz ülke olarak bu liderimize sahip çıkmayı ve onu tanıtmayı beceremedik..

    Atatürk ve silah arkadaÅŸları zorlu bir mücade sonunda bu ülkenin temelini atmıştır. Bir ülke kurma ve büyütme adı , Büyük Türkiye’yi tekrar oluÅŸturma adına bir veya birkaç adım atmışlardır. Artık sıra bizde..

    Biz sıranın kendimize geldiÄŸini anlayamıyoruz da veya Bu sorumluluÄŸu almak istemiyoruz da ; Sürekli varılacak en son nokta olarak 1923 ü o tarihin kahramanlarını gösteriyoruz…

    Onlar bu ülke için üzerine düşeni yaptılar.. Sıra bizde.. Son Nokta Yoktur… Belki biz , yeni Atatürk’ler Yeni Fatih’ler çıkaracağız yine ki yapacağımıza inanıyorum…

    Ama bu iÅŸ dikkat edin bazı cenaplar özellikle yapıyor bunu.. Atatürk’ü kalkan olarak kullanıp saman altı yapıyorlar..

Yorumunuzu Belirtin

Yorum göndermek için Giriş yapmalısınız.